Aile: Fıtri Olanın Hikayesi
- Rumeysa Kuzuca
- 3 Haz 2025
- 1 dakikada okunur

Aile: Varlığımızın En Derin İhtiyacı
Â’il: ihtiyaç gideren…
Aile ise insanın en kadim ihtiyacına verilen cevaptır.
Yeryüzünün ilk günlerinden bugüne, Hz. Âdem ve Hz. Havva ile başlayan bu birliktelik, sadece iki kişinin bir araya gelişi değildir; bir hayatın, bir hikâyenin, bir yuvanın doğuşudur.
Binlerce yıl, binlerce aile… Sayısız insanlık hikâyesi.
Fıtrî, zamansız ve köklü bir kurum: aile.
Kadın tökezlediğinde erkek destek olur, erkek düştüğünde kadın omuz verir.
Aile, yalnızca bir arada yaşamak değil; birlikte var olmak, birlikte büyümektir.
Kur’an, ailenin insan için nasıl bir rahmet ve sükûnet kaynağı olduğunu şu sözlerle anlatır:
“Rabbimiz! Bize eşlerimizden ve çocuklarımızdan göz aydınlığı olacak kimseler ihsan et ve bizi takva sahiplerine önder eyle.” (Furkân, 74)
Bu duaya mazhar olabilen en özel kurumdur aile.
Allah’ın ayetlerinden biri olarak tanıtılan bu kurum, insanın yeryüzündeki en derin ihtiyacına cevap verir:
“Kendilerinde sükûnet bulup huzura kavuşasınız diye sizin için nefislerinizden eşler yaratması, aranıza sevgi ve merhamet koyması da O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz ki bunda düşünen bir toplum için ibretler vardır.” (Rûm, 21)
Ancak bugün, bu huzur mekânı çoğu zaman bir zulüm yerine dönüşebiliyor.
Aile, ya rahmet ve güven limanı oluyor ya da yaralayan, tüketen bir ilişki alanına dönüşüyor.
Bu yüzden sormak gerekiyor:
Bugün kurduğumuz aileler gerçekten sükûnet mi getiriyor, yoksa içten içe bizi tüketen çatışmaların, suskunlukların ve kırgınlıkların zemini mi oluyor?
Aile, hâlâ varlığımızın en derin ihtiyacı olmaya devam ediyor. Ancak onu neyle, nasıl inşa ettiğimiz; hangi değerlerle beslediğimiz, işte tüm farkı burada ortaya çıkarıyor.



Yorumlar