Babamız İbrahim’in Kurbanı ve Bize Düşen Pay
- Rumeysa Kuzuca
- 27 May
- 1 dakikada okunur
Bizlere farz kılındığında kurban; temel maksat elbette et ve kan olamazdı değil mi?
Bıçağın altına yatan bir kul, insan, Hacer’in canından bir parçası, İbrahim’in imtihan kapısı İsmail’di.
…
Babamız İbrahim’in Rabbine olan güvenini, oğlu İsmail üzerinden bir kez daha gördüğümüz andı bu.
Şartsız, koşulsuz…
Zaten Babamız İbrahim’in hayatı, baştan sona bu teslimiyetin sınanması değil miydi?
…
Peki bizim sınandıklarımız neydi?
…
Rabbimize söz vermiştik.
‘Ben sizin Rabbiniz değil miyim?’ dedi.
Onlar da: ‘Evet (Rabbimizsin), şahit olduk’ dediler…”(Araf 172)
Allah’ın Rablığını kabul ettik.
Neydi Rab! Terbiye eden.
Yaratıcıya terbiye olmanın sözünü verdik.
Nisyan olan insanız.
Fakat Allah bizi unuttuğumuz için değil, hatırlayalım diye yaratmıştır. Her an yaratma halinde olan Rabbimiz , bizlere de özümüzü bulmamız için farkındalıklar yaratır.
Kurban da bunlardan birisi.
Her yıl verilen bu ikram , sözümüzü hatırlamamız için bir nimet. Özümüze dönmemiz için bir yol.
Akıtılan her kan;
nefsimizde terbiye edilmesi gereken zafiyetlerimiz,
birer arınma,
iyiliklerle paylaşma,
verdikçe çoğalma.
…
Bu yıl kurbanımı keserken,
sanki babamız İbrahim’in oğlunu yatırdığı gibi; nelerimi yatırıyorum bıçağın altına?
Hangi yönlerimi feda ediyorum? Hangi zaaflarımdan arınıyorum?
Hangi putlarımı kırıyorum?
Allah için…
Aile Danışmanı
Rumeysa Kuzuca


Yorumlar