zaman yönetimi(!)
- Rumeysa Kuzuca
- 6 Şub
- 2 dakikada okunur

Zaman yönetimi kavramını tek tek ele alacak olursak, ilk olarak sözcük anlamıyla yönetim; yönetme işi, çekip çevirme, idare olarak tanımlanır. Literatüründe ise yönetim; belirli amaçlara ulaşmak için planlama, örgütleme, yürütme, koordinasyon ve kontrol faaliyetlerinin bütünüdür. (TDK, Wikipedia)
Zaman ise bir işin, oluşun ya da eylemin içinde geçmekte olduğu, geçtiği ya da geçeceği süre olarak tanımlanır. (Sözlük)
Kur’an’da zaman kavramı doğrudan tek bir kelimeyle yer almaz; aksine asr, gece–gündüz, dehr, vakt, yevm, hin gibi altı farklı kavramla zamana işaret edilir. Bu da zamanın tek boyutlu değil, çok katmanlı bir gerçeklik olarak ele alındığını gösterir.
Zaman yönetimi ise, verimliliği ve üretkenliği artırmak amacıyla belirli faaliyetlere ayrılan zamanı bilinçli biçimde kontrol etme yöntemi olarak tanımlanır. (Sözlük)
Peki, şimdi bu tanımlarla ne yapacağız?
Ben, ‘zaman yönetimi’ kavramını yanlış anladığımızı düşünüyorum. Çünkü günümüz toplumunda zamanın bilinçli kontrol edilebilir olduğu fikri merkeze alınmış durumda. Oysa zaman, başlı başına bir varlıktır; insanoğlunun da bu zamanın içinde, yaşamla başlayıp ölümle sonlanan ve sınırları belirlenmiş bir vadesi vardır.
Bu vade içinde insan bir yaşam taslağı oluşturur. Ancak biz bu taslağı kurarken, zamanı maddi bir olguymuş gibi ele alır; yalnızca ölçülüp biçilebilen, eylemlerle sınırlandırılabilen bir gerçekliğe indirgeriz.
Günün sonunda,
Bilinçli bir şekilde yönetilemeyen zamanı yönetme çabamız, zamanla bizi yoran bir hâle dönüşüyor. Planlar yapıyor, listeler oluşturuyor, gün gün, saat saat takvim programları hazırlıyoruz. Elbette hedefler koymak kıymetlidir; ancak bu hedefleri belirlerken zaman bizim emrimizdeymiş gibi davranıyoruz. Gün sonunda yaptıklarımıza tik atarken, yapamadıklarımız için kendimizi acımasızca yargılıyoruz. Yapılamayanlar arttıkça suçluluk, başarısızlık ve yetersizlik duyguları içimizde büyüyor; zamanla bu duygular bizi esir alıyor. Böylece ertelemeye yöneliyor, konfor alanımıza sığınıyor ve ‘nasıl olsa başaramayacağım’ düşüncesiyle kaçış yolları aramaya başlıyoruz.
Peki, zamanın yönetilecek bir varlık olmadığını kabul edip, zamanla ilişkimizi dönüştürdüğümüzde, bize verilen bu mühlet içinde nasıl bir hayat inşa ederiz?
İşte asıl soru tam da burada başlıyor.
(Tefekkür olsun bu soru, haftaya devam edelim buradan)
Aile Danışmanı
Rumeysa Kuzuca

Yorumlar